Büyük önder Atatürk'ün ifade ettiği gibi Türkler Batı'ya yönelmiş bir millettir. Atatürk, 29 Ekim 1923 tarihinde bu konudaki tercihini şöyle açıklamıştır: “Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de asri binaenaleyh batılı bir hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmek arzu edip de Batı’ya yönelmemiş millet hangisidir?” Türkiye, büyük önder Atatürk’ün göstermiş olduğu hedef doğrultusunda 1959 yılında o zamanki ismiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu’na “ortak üyelik” başvurusunda bulunmuştur.

Türkiye 1987 yılında Avrupa Birliği’ne “tam üyelik” başvurusu yaptığı zaman, zamanın Başbakanı Turgut Özal “AB süreci Türkiye için uzun ince bir yol olacaktır” demiştir.

O yolun uzun ve meşakkatli olduğu geçen 59 yıl içinde görülmüştür. Çünkü geçen yarım yüzyıldan fazla süreye rağmen Türkiye AB üyesi olamamıştır.

Bu ders, öğrencilerin Türkiye Avrupa ilişkilerini doğru analiz etmelerine katkı sağlayacaktır.

Bu dersin amacı, örgüt içerisindeki çalışan bireylerin davranış kalıplarını grup, çevre vb. değişkenleri dikkate alarak incelemek ve örgütsel başarıyı arttırmak üzere hangi davranışların hangi koşullarda etkili olabileceğini öğrenerek işletmedeki davranışsal sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretebilmektir.

Öğrenciler bu derste:

  • Örgütsel Davranış alanında bilimsel araştırmalar yapabilecek donanım kazanacaklar,
  • Kendi ilgilendikleri bir alanda daha ayrıntılı araştırma ve sunuş yapma olanağı bulacaklar (öğrencilerin hazırlayacakları ödevler ve yapacağı sunuşlar farklı alanlara ilişkin bilgi ve deneyim kazanmalarına yol açacaktır).
  • Örgüt içerisindeki insan davranışlarını şekillendiren etkenleri tanıyacaklar,
  • Örgütsel davranış çerçevesinden kurumlarda olayları analiz ederek, çözüm aramaya ve uygulamaya geçirebilmeyi öğrenecekler,
  • Karşılaşacağı davranışsal sorunları çözebilecek liderlik ve iletişim tarzlarını öğrenecekler,
  • Takım çalışmasını yürütebilecek yetenekler edineceklerdir.

İletişimin öneminin fark edilmesinin tarihi çok eskilere gitse de bilimsel bir olgu olarak ele alınması 20. yüzyılın başlarına rastlar. Kitle iletişim araçlarının kitlesel nitelik kazanmaya başladığı 19. yüzyılın ortalarından itibaren sosyal bilimlerin çeşitli alanları içerisinde konuya yönelik ilgi göze çarpmaktadır. Ancak iletişim kavramının kuramsal ve yöntembilimsel bir bakışla ele alınması için 1. Dünya Savaşı sonrasının beklenmesi gerekmiştir. Günümüzde yeni medya veya sosyal medya olarak adlandırılan alanların, toplumların geleceğinin biçimlenmesinde önemli ölçüde etkili olduğu görülmektedir. 

19.yüzyılın ortalarından itibaren iletişim bilimine doğru ilk adımların da atıldığı görülmektedir. İlk adımların atılmasından bu yana iletişim biliminin nasıl bir gelişme gösterdiği, hangi yöntembilimsel ve kuramsal süreçler izlenerek günümüze geldiği, bu dersin konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca iletişim kuramları ile birlikte, iletişim alanının makro bir değerlendirmesi de bu dersin konusunu oluşturmaktadır. 

Uluslararası denetim standartları uygulamaları ve gelişimi, finansal tabloları alma, ölçme, raporlama ve kamuya açıklama süreçleri, uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketlerin ihtiyaç duyacakları muhasebe ve raporlama süreçleri